Makaleleri

İhlaslı Mü'minin Vakit Algısı

09/01/2019

 

Namaz kılmadan evvel bulunduğumuz ortamın şartlarını namaza hazır hale getirmeliyiz. Örneğin; aklımızı meşgul edecek olan telefonumuzu sessize almalı, namaz vakitlerimizi yalnızca Allah’a tahsis etmeliyiz. Şuara suresinde namaz kılan kuluna özel nazar edeceğini beyan eden ve namaza bu denli önem veren yüce Allah’a karşı özensiz, samimiyetsiz namazlar ihlâslı mü’min kula katiyen yakışmaz.

 

“Allah her Peygamberde belli bir şeye karşı şiddetli bir istek yaratmıştır. Benim ise en çok hoşlandığım şey gece ibadetidir.” buyuran bir Peygamber’in ümmeti olarak bizler, Allah adına şiddetle istediğimiz şeyin ne olduğu hususunu düşünmek durumundayız. Pek tabi O’nun ümmeti olarak O’na tabi olmalı, gece ibadetini -hem de normal değil şiddetli bir arzu ile- istemeliyiz. Bu arzu ve istek muhabbetle cem olduğunda ise gece ve gündüz yapılacak kulluğun o müthiş tadı elde edilecek, geceler gündüzlerden, gündüzler de gecelerden beslenecektir.

 

Müslüman cemaati ayakta tutan unsurlardan ilki ihlâs ve samimiyettir. İhlâs hem toplumsal olarak Müslümanların ayakta kalmasını sağlar, hem de namaz gibi ferdi ibadetleri ayakta tutar. İhlâs yalnız Cenab-ı Allah ile kulu arasında geçen değil anne babaya itaat gibi diğer insanları ilgilendiren emir ve ibadetlerde de bulunmalıdır. Yine bir ihtiyaç sahibine sadaka veren ve bu işini ihlâslı yapan bir mü’min ile samimi olmayan bir mü’minin bu ibadetlerini kıyasladığımızda zahiri aynı olan amelin ne kadar değiştiğini fark ederiz. Zira ihlâslı bir şekilde bu ibadeti ifa eden kişinin muhatabına saygılı davranıp ona olan hitabından, kalbinden merhamet edip şefkat duymasına kadar her muamelesi bambaşka olacaktır.

İhlâsı bir sonraki adımda ise ibadet özelliği taşımayan tüm mubah işlerimizde bulunması elzem bir unsur olarak görürüz. Mü’min konuşmasından, okumasına, selam vermesine, araba kullanmasına ve zamanı değerlendirmesine kadar her türlü günlük işlerinde de ihlâslı olmalıdır. Bu sayede o arabasına astığı dualarla yahut dini kullanarak değil onu bizzat yaşayarak Cenab-ı Allah’tan yardım talep etmiştir ve neticesinde de ilahi yardımın muhatabı olacaktır. Çünkü arabaya binerken, kontağı çevirirken dilindeki besmelesi ve duası onun Allah’tan muhafaza istemesi, her anında O’nun izni ile hareket ettiğini itiraf etmesidir. İhlâslı mü’min, binek olarak kullandığı hayvanına özen gösteren Peygamberleri örnek alarak günümüzde bu hayvanların yerini alan araçlara bu gözle bakar ve arabasında geçirdiği vakitleri dahi lehine çevirip ahirette onlardan istifade eder.

Kulluğun zübdesini teşkil eden namaz da Müslüman cemaatin ayakta kalmasını sağlayan temel unsurlar arasındadır. İlk vazifesi ihlâsı hayatına hâkim kılmak olan mü’min, namazlarını bu hasletten mahrum bırakırsa, geriye ahirette yüzüne savrulacak dış görünüşten ibaret hareketlerden öte bir şey kalmayacaktır. Zamanı bereketlendiren, planlayan ve programlayan namaz, ihlâslı olmalıdır. İhlâs’dan yoksun namazın zamanımıza verebileceği hiçbir katkı yoktur. Kur’an-ı Kerim’de her defasında ısrarla “Namaz kılınız!” değil de “Namazı ikame ediniz!” (Nur, 24/56) yani onu ayağa kaldırınız; samimiyetiyle, ihlâsıyla, huşusuyla, rükûuyla, secdesiyle ayağa kaldırınız; layıkıyla yapınız buyuran Rabbimiz, namaz ibadetiyle kullarından ne istediğini anlatmaktadır. Çünkü namazı ikame etme, onu ayağa kaldırma emrini yerine getirdiğimiz an “…Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar…” (Ankebut, 29/45) ayet-i kerimesinde işaret edilen görevi ve vazifesiyle tüm hayatımızı kuşatıverecektir. Yani namazın bizi kötülük ve günahlardan, hayâsızlıktan alıkoyabilmesi için gerekli olan şart, bizim onu ikame etmemizdir. İkame edilmeyen, ihlâs ve huşudan uzak olan namazlarımızın da pek tabi bizim ile günahlar arasında bir kalkan olmasını bekleyemeyiz. “Namazına kalktığın vakit (dünyaya) veda edenin (namazı gibi) namaz kıl…” buyuran ve bunu cemaatte safları sıklaştırdıkları sırada tekbir almadan evvel sürekli söyleyen Efendimiz (sav) bu çağrısını her namaz kılacak olan mü’min için yenilemektedir. O halde bizler de bu çağrıya kulak vermeli ve namazlarımıza ehemmiyet göstermeliyiz. Namaz kılmadan evvel bulunduğumuz ortamın şartlarını namaza hazır hale getirmeliyiz. Örneğin aklımızı meşgul edecek olan telefonumuzu sessize almalı, namaz vakitlerimizi yalnızca Allah’a tahsis etmeliyiz. Şuara suresinde namaz kılan kuluna özel nazar edeceğini beyan eden ve namaza bu denli önem veren yüce Allah’a karşı özensiz, samimiyetsiz namazlar mü’min kula katiyen yakışmaz.

Bazen günleri uzatan bazen kısaltan Allah, kullarına gece ve gündüzü ile zamanı kullanmayı Müzzemmil ve Müddessir sureleriyle bizzat öğretmektedir. Bunların yanında kış mevsimi uzun geceleriyle, hiçbir farz ibadetin olmadığı, uyanmanın Allah’ın çağrısına gönüllü bir icabet isteğinden dolayı gerçekleştiği teheccüd ve gece kıyamlarını düzenli hale getirmek için de eşsiz bir fırsattır. Bu uzun gecelerin sunduğu fırsatı değerlendirir, gece kıyamını düzenli hale getirir ve bir kez onun tadını alırsak, geceler kısalsa da mevsimler değişse de ömür boyu bırakamayacağımız bir adet haline gelecektir. “Allah her Peygamberde belli bir şeye karşı şiddetli bir istek yaratmıştır. Benim ise en çok hoşlandığım şey gece ibadetidir.” buyuran bir Peygamber’in ümmeti olarak bizler, Allah adına şiddetle istediğimiz şeyin ne olduğu hususunu düşünmek durumundayız. Pek tabi O’nun ümmeti olarak O’na tabi olmalı, gece ibadetini -hem de normal değil şiddetli bir arzu ile- istemeliyiz. Bu arzu ve istek muhabbetle cem olduğunda ise gece ve gündüz yapılacak kulluğun o müthiş tadı elde edilecek, geceler gündüzlerden, gündüzler de gecelerden beslenecektir. Zira gece ile gündüzün arasındaki sıkı irtibatta her hangi bir kopukluk yaşayan yani gündüz sosyal hayatta göstermesi gerekli olan kulluğu yerine getiremeyen insanlardan gece Rabbiyle baş başa kalacağı anı özlemle gözlemesi beklenemez. O halde bu konuda ümmetinden ümitli olan, hassaten kış mevsimi geldiğinde onlardan beklentisi büyük olan Peygamber Efendimiz (sav)’in beklentilerini boşa çıkarmamalı, akşamlarımızı TV karşısında heba etmemeliyiz. Akşam eve gelen bir baba ekranları takip etmekten bırakın gece ibadetini ev halkına dahi vakit ayırmıyor, çocuklarıyla ilgilenmiyorsa varın yüklendiği vebali siz hesap edin.

 

KIŞ AYLARINDA EVDE MONOTONLUĞU YOK EDECEK ÖNERİLER

 

-Peygamber Efendimiz (sav)’in hayat mücadelesini okumak ve hatta bu konuda hassaten çocuklara hazırlamaları için ödevler vermek ve onlardan dinlemek, böylece kış boyu belki her akşam sadece yarım saat ayırarak tüm Peygamberlerin tevhit mücadelelerini ailecek okumak ve tahlil etmek, kış akşamlarını değerlendirmek için en güzel alternatiflerden biri olacaktır.

-Yine kış akşamlarında en az bir sayfa Kur’an-ı Kerim okunmalı, bu kıraat gerekirse ailenin her ferdi tarafından sırayla ve yüksek sesle gerçekleştirilmeli; böylece evin bir mektep haline gelmesi için ilk adım atılmış olmalıdır. Böyle bir alışkanlık evin Kur’an ehli evler zümresine dâhil olmasının yanında, çocukların da heyecan duymalarına belki ömürleri boyunca unutamayacakları bir tecrübe yaşamalarına vesile olacaktır. Bu gibi ailecek yapılacak faaliyetler TV ekranları karşısında saatlerin öldürülmesinin önüne geçecek ve ev halkının birlikte olduğu ortak zamanların da kaliteli hale gelmesini sağlayacaktır. Bu ortak zamanları aileye ayırmada gösterilmesi gereken hassasiyeti de gece ibadet etmek için Hz. Aişe’den izin isteyen Efendimiz (sav)’den bizzat öğrenmekteyiz.

-Aile fertlerinin tamamı Suriye’den gelen kardeşlerimize imkânlarına göre küçük hediyeler almalı, STK’lar aracılığıyla veya bizzat takdim etmeli, bu yolla çocuklara muhacirlerle paylaşma ve kardeşlik ahlakı öğretilmelidir.

-Tüm bunlara ilaveten yaz kış farklı nimetlerle sofralarımızı donatan Allah’ın kışın hassaten C vitamini yüksek olarak lütfettiği besinleri sık sık tüketmelerini de tüm takipçilerimize tavsiye ediyorum.

Özetle kış mevsimi mü’min için yoğun bir kulluk ve manevi canlılığa vesile olmaktadır. Birçok canlının uykuya yattığı dönemde mü’min, uyanıklığı ve diriliğiyle dikkat çekmektedir. Yani mü’minin diriliği kış mevsiminde kendini gösterecektir.

Tüm mevsimleriyle, gece ve gündüzüyle Rabbimizin en önemli nimeti olan “Vakit”i, ihlâs ve samimiyetle ikame edeceğimiz namazlarımızla bereketlendirmek ve Rabbimize kullukla geçirmek duasıyla…