Makaleleri

Zeki Talebeler, Müslümanların Ortak Değerleridir

01/08/2018

Allah tarafından seçilmiş olan tüm peygamberler zekidir. İlk insan, ilk Peygamber Hz. Adem’e yüce Allah bütün isimleri, ilimleri öğretmiştir. “ Allah, Adem’e bütün isimleri öğretti:” (Bakara, 2/31)

Bu hakikatten hareket ederek, aşağıdaki mesajımızı pür dikkat okumamız ve anlamamız gerekiyor. “Evet, okuyacağım” kararını verdiyseniz, işte buyrun, sizi mesajımızla baş başa bırakıyoruz:

Bugün insanoğlu, bilim ve teknikte, düşünce ve sanatta ne kadar ileri giderse gitsin; varıp duracağı en ileri sınır, Hz. Âdem'e öğretilmiş olan ilmin sınırları içinde kalacaktır.

Hz. Âdem'e öğretilmiş bulunan bilginin daha ilerisinde, daha üstünde, derininde, ötesinde kimi bilgileri elde etmesi mümkün değildir.

Çünkü her şey bir kabiliyet ve kapasite konusu olduğu gibi, insana verilen kabiliyet ve kapasitenin de Hz. Âdem'e öğretilen eşyanın isimleri ile sınırlı olduğu kesindir.

Bugün insanlık, ilk insan Hz. Âdem'e malum olan ilmi-bilgiyi meçhuller örtüsü altından çıkarıp, yeniden malum hale getirmenin mücadelesini veriyor.

Peki, bu ne demektir? İnsan bugün kendi cinsinin ilk örneğine yetişmenin mücadelesi içerisindedir.

Ne yazık ki, bugün ülkemizde toplumun aklını “seviyelendirmeyenler”, ne acı gerçektir ki toplumu taklit hastalığına bulaştırmıştır.

Taklit hastalığına yakalanmış olan bir toplum, her çeşit günaha, isyana, ahlaki zaaflara düşer, neticede ne mutlu olabilir ne de ilerleyebilir.

İslam Dinini Anlamazsak Huzurlu Günlere Zor Kavuşuruz

         “Allah’a isyan edenler refah içinde yaşarken, Allah’a ve Resul’üne iman edenler perişan.” Ama niçin?

         Bir Yahudi’yi ele alalım:

Üniversite mezunu, lisan biliyor, işinde ise başarılı… Bu Yahudi’nin üç özelliği İslam’a uygundur.

Gelelim Müslümanlara:

Bu Müslümanın tahsili yok, lisan bilmiyor ve hiçbir işte başarılı değil.

Bu durumda Yahudi üstün hayat yaşarken, Müslüman zor duruma düşecektir.

İnsanlar hangi dinden ve ırktan olursa olsun, fizyolojik ve kabiliyet yönünden aralarında fark yoktur.

Japon’u, Müslüman’dan üstün kılan, ırksal kabiliyetler değil, prensipleridir.

Müslümanların sürünmesine sebep olan İslamiyet değil, cahiliye devri adetleridir.

Dikkat edilirse, Müslümanları mağlup eden Avrupalılar değil, Avrupalıların prensipleridir.

İşin tuhaf tarafı o prensiplerde İslam’ın malıdır. Dolayısıyla Avrupalılar, İslam prensipleri ile kalkınırken, Müslümanlar, Avrupalıların prensipleriyle batıyorlar.

Amerika batıldır, fakat Amerika’nın sanayisi haktır.

Allah Sani’dir, kulun sanatkâr olması da sünnetullaha tabi olmaktır.

Müslümanların her hali İslam’a uygun olmalı. Asr-ı Saadet böyleydi.

Adam kâfir amma çalışkan, ilmi var, sanatı var. Kâfirin vasıfları Müslüman.

“Amerika’nın Teksas eyaletinde, füze üssünde, Amerikalılarla Türkler ortak çalışır.

Müslüman Türk, Amerikalıya der ki:

-Sana İslamiyet’i anlatayım mı?

Amerikalı der ki:

-Anlatma! Ben seni beğenmiyorum ki, senin anlattığın İslamiyet’i beğeneyim. Sen sadece içki içmeyen Amerikalı gibisin…”

Bir kâfirin Müslüman olan bir vasfı, Müslüman’daki İslam’a uymayan bir vasfa galip olur.

Amerikalının bize galip olması gibi.

Netice:

İyi anlaşılacak şey şudur:

Filistin’de İsrail galip gelmiyor, Filistin’de İsrail’in teknolojisi galip geliyor.

Allah’ın Kur’an’daki emirlerine karşı gelmek nasıl isyan olursa, tekvini emirlere karşı gelmekte öyle isyan olur.

Fiziğe, kimyaya ne gerek var? Demekte Kur’an’a karşı gelmektir.

Bize standart bir cümleyi her zaman söylemişlerdir:

“Kur’an-hadis dururken matematik neymiş? Niye uğraşıyorsunuz bu işlerle?”

Özet: İslamiyet’i maddi ve manevi sahada ele alamayan, maddeten ve manen Müslümanlarla kardeş olamayanlar, iyi-huzurlu günlere zor kavuşur.